BİZ KİMİZ?

BİZ KİMİZ?

"Bir Şeyler Yapmalıyız" Sancısıyla Başlayan Bir Yolculuk...

Bazen planlar yaparsınız ve plan yaptığınız için de yarınınızı garantiye aldığınızı sanırsınız. Sonra hayat, o kağıttan kalelerinizi tek bir nefeste yerle bir eder.

Bizim için o nefesin kesildiği an, 6 Şubat sabahıydı. O sabah binalarla beraber içimizdeki o güvenli fanus da tuzla buz oldu. Bizim hikâyemiz enkazın altında kalan nefesimizi tutarak başladı. Bütün vicdanlı insanlarla beraber ciğerimize oturan o koca taşla öylece kalakaldık.

O Çaresiz Bekleyiş

Gözyaşının, enkaz altındaki bir cana su olmadığını, çaresizce beklemenin kimsenin üzerindeki betonu kaldırmadığını o an o buz gibi sabahta iliklerimize kadar bütün ülke ile beraber hissettik.

Can Havliyle Yola Çıkış

"Bir şeyler yapmalıyız" sancısı göğüs kafesimizi zorluyordu. Birkaç arkadaş çaresizliğimizi bir nebze olsun sağaltabilmek için yola çıktık. Adını “kermes” olarak koyduğumuz şey aslında bir can havliydi.

"Delilik miydi? Belki. Ama akıllı olup delirmenin eşiğinde beklemektense, deli olup yola düşmek her zaman daha evladır diye düşündük."

Ankara Kardeşliği

İnsanlar geldi. Sel gibi, yağmur gibi aktılar. O kalabalık, acemiliğimizi, titreyen ellerimizi, buğulu gözlerimizi şefkatle örttü. Meğer herkesin içinde, o taşın altına elini koymak için bekleyen bir "hazır asker" varmış. O gün orada, birbirini hiç tanımayan insanların aynı sızıda nasıl akraba olduğunu gördük.

Kağıtlara, imzalara, mühürlere ihtiyaç duymayan; kalpten kalbe kurulan o görünmez köprüydü bu. Bu yangın bir ocağa dönüşmeliydi; ısısını kaybetmeden, israf etmeden, kontrollü bir iyilik hareketine evrilmeliydi.


PEKİ, BİZ KİMİZ?

Elimizde sihirli değnek, sırtımızda pelerin yok. Sadece, birilerinin acısını dindirmeye "vesile" olmaya talip, kusurlu, yaralı ve dertli insanlarız. Adımızı da bu yüzden "Bir Vesile" koyduk.

Şehir Yorgunlarıyız

İşten çıkınca etiketlerini bir kenara bırakıp ruhunu iyilikle havalandıranlarız. Bebeğini uyuttuktan sonra mutfak masasında, gece yarısı dünyanın öbür ucundaki bir yetim için proje hazırlayan anneleriz.

Farklı Meslekler, Tek Yara

Aramızda doktor da var, öğretmen de. Mühendis, ev hanımı, tiyatrocu, sosyolog... Mesleğimiz farklı olsa da yaramız bir. Dünyanın bir köşesinde çocuk üşürken yatağında rahat edemeyen kalabalık bir aileyiz.

Fedakâr Gönüllüleriz

Sabahın kör saatinde uyanıp yardım kolisi bantlamaya koşan, hafta sonu kahvaltısı yerine acil durum listesi hazırlamayı tercih eden o "anlaşılmaz" tipleriz.

Dertlenenleriz

Biz, kendi konforlu dünyasından çıkıp, başkasının derdiyle dertlenmeyi yük değil, şifa bilenleriz. Kendi eksiklerini başkalarını tamamlayarak gideren o fedakâr nesil olmaya niyet edenleriz.

"Çünkü biliyoruz ki insan sadece kendi için yaşadığında küçülür, başkası için yaşadığında büyür."

Biz, dünyayı değiştiremeyeceğimizi bilsek de, kendi dünyamızı ve dokunduğumuz o tek bir insanın dünyasını güzelleştirmeye niyet etmiş, yolda olmanın, yolda kalmanın, düşse de kalkıp yürümenin derdinde olanlarız.